Eve Dönüş...
- Seda İris Özkan

- 7 gün önce
- 2 dakikada okunur

Kendimi bilmeye başladığımdan beri bazı sorularım vardı varoluşa dair. Ben kimim, neden buradayım, tüm bu yaşam neden varoldu? Bu sorular başımı hep göğe çevirmeme sebep oldu. Çok küçük yaşlarda bu soruları evimizin terasında yere kilim atar sırt üstü uzanır yıldızları izlerken zihnimden geçerdi. Sanki bir an bana bir yıldız cevap verecek gibi hissederdim. İçimde bir şeyler oradaki bir yıldızdan geldiğimi başka bir formdan buraya indiğimi, buradaki ailem değil de göklerde bir ailem olduğunu hissederdim. 'Acaba oradaki ailem nasıldı? Sevgi nasıldı? Dostlarım var mıydı?' diye sorardım. Kalbim de; her soruma bir cevap verir gözüme bir görüntü getirirdi. Büyüdükçe insanlar 'sen de çok hayal perestsin' der, sanki bu bir suçmuş gibi hissederdim. Sonra zamanla kapattım bu alanı, çünkü çevremdeki insanlara uyumlanamıyordum. Bir süre onları taklit ettim, kendimle o bağı kopardım zamanla.
Ta ki Atatürk'ü okuyana kadar. Benim hayranlık duyduğum bu kahraman da bir hayalperestti. Düşünsenize; hiç yoktan bir ülke yaratmak, bu ülkenin hayalini kurmakla başlamış yolculuğu. Öyle çok inanmışki bu hayale uğruna ömrünü vermiş, ömrü cephelerde geçmiş bir lider. Onu okudukça anladım ki insan hayalini kurduğu şey neyse kendini bu yola adadığında hayalleri gerçekleştirmek mümkünmüş.
Kendi yolculuğumda da bana tekrar hayallerimi hatırlattı. Yaşadığım hayattan memnun değildim, tatmin değildim. İçimde bir şeyler hep eksikti, bir şeylerin hasretini çekiyordum. Bir yandan da kaybolmuşluk hissi.
Babamın kaybıyla ölümle ilk kez bu kadar yakından tanıştım ve karar verdim o gün. İşte yolculuğum böyle başladı. Tabiki öyle kolay olmadı bir sürü çeldirici geldi, bazen en yakınlarımdan. Ama mezarlıkta verdiğim bu karar kalbimde artık bir ateş yakmıştı. Önce hemen koçluk eğitimi almaya başladım. Peşinden hipnoterapi, regresyon geldi. Ve ben bilinçdışımla çalışmaya başladıkça o küçük hayaller kuran Seda'nın kendine nasıl sınırlar koyduğunu gördüm.
Değişim öyle pamuklara sarılarak gelmiyor dostlarım, dikenli taşlı yollarda çıplak ayakla yürümek gibi. Ama her katmanım açıldıkça içimdeki ateş daha da costu. Ve yaşam beni bir şekilde yogaya yönlendirdi. Eğitimde daha da derinleşti içime yaptığım yolculuk. Sorduğum bir çok sorunun cevabını orada almaya başladım. Eski halimi hatırladım. Bir çok yerde hatta 'aaa ben de böyle düşünüyordum ama beni suçluyorlardı' dedim. Ve tekrar o bağlantıyı kurmaya başladım kendimle...
8 yıl önce başlayan yoga yolculuğum beni daha da derinleştirdi. Kendime sınır koymaktan, değerimi bilememekten, kendimi başkalarının gözünde nasıl göründüğümü düşünüp hep kısıtlamışım. Korkmuşum başarısız olmaktan. Hal böyle olunca da hayallerime adım atmak yerine konfor alanımda kalmayı seçmişim. Kolay değil tabiki kendimle yaptığım tüm bu yüzleşmeler ve itiraf etmeliyim ki öyle bir senede biten bir şey de değil bu yolculuk.
Sanırdım ki tüm bu süreç bir gün bitecek ama anlıyorum ki yaşam böyle her an değişiyoruz, dönüşüyoruz. Klişe de olsa gerçekten değişmeyen tek şey değişim. Ve sana hatırlatmak isterim dostum... İçindeki o çocuk senin hikayeni hep biliyor.
Eğer hayatından memnun değilsen kendine yolculuğa çık. Önüne çıkan tüm engellere rağmen. Kendinin elinden tut, hiç kimseye vermediğin desteği önce kendine ver.
Başlamak için geç değil, tam zamanı. Herkesin kendini gerçekleştirme zamanı farklıdır.
Aldığın her nefesi fırsat bil, ot değilsin, yeniden bitemezsin... (Ömer Hayyam)


Yorumlar